25 Mart 2015 Çarşamba

HDP’ye Oy Ver - Barajı Yık - Diktatörü Durdur - Barışı Sürdür Girişimleri Ağı

Tarih bir tek oyun bile tüm Türkiye hatta Orta Doğu’nun kaderini belirleyeceği bir bıçak sırtına getirmiş bulunuyor.
Bu çok özel bir durumdur. Durumun özelliğin görmemek, görmezden gelmek ve kavramamak bile son derece olumsuz sonuçlara neden olabilir.
Bu duruma yol açan da bizzat Kürtlerin meclise girmesini engellemek için koyulan barajın kendisidir.
Bu baraj kendini koyan ve sürdürenlerin, kaderini eline almıştır. Barajı koyan ve sürdürenler başına topladığı cinleri dağıtamayan büyücüye dönebilirler. Anti demokratik baraj silahı şimdi onu koyan ve sürdürenleri vurabilir. Bizzat demokrasi ve barış mücadelesinin bir aracı olabilir.
Neden ve nasıl?

Çünkü HDP’nin bu barajın tam sınırında olması, bir terazinin dengede bulunan kefelerinden birine koyulacak küçücük bir ağırlığın bile tüm dengeyi değiştirebilmesi gibi bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Diyelim ki HDP barajın çok üstünde veya altında olsaydı, böyle dramatik bir denge durumu olmazdı.
O zaman bir tek oyun bile böylesine hayati, tayin edici bir işlevi olmazdı.
Bunun yanı sıra şu iki koşul da var:
Eğer “normal” zamanlarda yaşanıyor olsaydı, seçimdeki dengelerin, toplumun geleceğini belirleyecek büyük yapısal değişikliklerin izlemesi muhtemel yönünü belirlemesi gibi bir durum olmasaydı da böylesine hayati bir önem taşımayabilirdi seçimler ve seçimlerde verilecek bir oy.
Birbirine bağlı ve birbirini besleyen iki büyük yapısal değişiklik seçimlerde HDP’nin barajı aşıp aşmamasına bağlıdır.
Birincisi, binlerce cana mal olmuş Kürt sorunu ve “barış süreci”dir.
Eğer seçimlerde HDP barajı aşamazsa, bu, inkârcı güçlerin; demokrasi güçlerinin yeni mevziler ve güç kazanması; savaş ve inkâr çizgisini izleyenlerin saldırı inisiyatifini ele geçirip yeni saldırılar başlatmaları anlamına gelecektir.
Yani HDP’nin Barajı aşamaması, “barış süreci”nin sonu anlamına gelir. Son yıllardaki çatışmasızlık hali rehavete yol açmamalıdır.
Türkiye tıpkı 1990’ların başında Özal’ın Kürt Sorunu’nu halletmek için girişimlere başladığı; PKK’nın ateşkes ilan ettiği durumda olduğu gibi, barışın kıyısından, kanlı bir savaşın ateşine itilebilir. Birkaç ay hatta gün içinde tüm dengeler altüst olabilir.
İnkârcı ve baskıcı güçler son yıllarda epey zayıflamış olmakla birlikte, operasyonel güçlerini korumaktadırlar ve her an konjonktürde değişen dengelerin sağladığı olanakları kullanarak (Örneğin Erdoğan’ın başkanlık için her şeyi yapabilme gözü karalığından ve onunla nesnel çıkar ortaklığından yararlanarak) bir anda tüm toplumu bir ateş ve kan deryasına çekebilirler. AKP iktidarı, bunca yıl boyunca, çok uygun koşullara rağmen bu yapıların üzerine gitmedi; bu yapıları dağıtmadı ve kendi kontrolünde bulunduğu avuntusu ve kendisinin onları kullanabileceği düşüncesiyle yetindi.
Binlerce faili meçhul tüm toplumda tartışılmadı; aydınlığa kavuşturulmadı örneğin.
Bu durumda HDP’nin barajı aşamaması, fiilen savaşın yeniden başlaması; inkâr ve baskı politikalarına; savaş ve yıldırmaya bir geri dönüş anlamını taşıyacaktır; çünkü o güçlerin tekrar güçlü bir pozisyon elde etmeleri anlamına gelecektir.
Ama tek sorun bu değildir
Erdoğan, beraber yola çıktığı; eşitler arasında irinci olduğu tüm arkadaşlarını tasfiye ederek ve kendi etrafında topladığı çıkarlarıyla kendine bağlı kapıkullarıyla bir nemrut veya firavun adayı olarak, bir başkanlık sistemine geçip, fiilen yürütme, yargı ve yasamayı tek elinde toplamak; Muaviye İslam’ı ve ırkçı bir Türklük karışımı ulusçulukla yeniden dizayn edip; aynı zamanda Kapitalizmin insanı bir işgücünden başka bir şey olarak görmeyen anlayışıyla bunu çiftleştirip. Modern kapitalist ve antika gericiliklerin tüm zehirlerini içinde taşıyan bir rejim kurmak istemektedir.
Böyle bir yapı toplumun tüm nefes borularının tıkanması; çok ciddi gerilimler ve çatışma, bir tür Franko veya Salazar rejimi benzeri bir rejimin oturması, ülkenin daha yıllarca şark firavunluğu altında yaşaması anlamına gelecektir.
Tabii hemen görüleceği gibi, böyle bir diktatörlük ile savaşın yeniden başlaması ve inkâr ve baskı siyasetinin tekrar egemen olması, birbirine “fıtratları” gereği muhtaçtırlar ve kader ortaklığı içindedirler.
Bu nedenle diktatörlük rejimi ve savaşa geri dönüş ikiz kardeş gibidir.
Bu durumda HDP’ye verilecek bir tek oy bile bu savaş ve diktatörlük çizgisinin egemen olup olmayacağını belirleyecektir.
*
Eğer HDP yüzde onu aşarsa, sadece barajın bu yıkılışı bile hem diktatörlük özlemlerini gerçekleşemez kılacak; hem de eski inkâr ve savaş çizgisine dönmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakma anlamına gelecektir.
İşte bütün bu nedenlerle, bu seçimlerde, bu kritik durumu göz ardı eden; HDP’ye açıkça oy verilmesi için aktif bir tavır almayan her politik grup, parti veya çizgi fiilen diktatörlük rejimi ve savaşa geri dönüşe pirim vermiş olacaktır.
Yani bir tek oy aslında üç oy anlamını taşımaktadır nitelik olarak.
·         Antidemokratik barajı protesto ve bu barajı yıkmaktır.
·         Diktatörlük planlarını bozmaktır.
·         Barışı sürdürmektir.
Nicelik olarak ise bir oy milyonlarca oy değerinde olabilir.
Bu kritik durumda HDP’ye oy vermek için HDP’yi sevmek; HDP’nin program ve çizgisini benimsemek gerekmiyor.
Her demokrat, bu anti demokratik yüzde on barajını protesto etmek ve yıkmak için de HDP’ye oy verebilir.
Demokrat bile olmak geremeyebilir.
Parlamenter sadece var olan parlamenter ve kör topal da olsa güler ayrılığına dayanan bu sistemi savunmak içinde de HDP’ye oy verilebilir.
Parlamenter sistemi ve kör topal güçler ayrılığını savunmak da gerekmiyor. Sadece yeni ölümleri engellemek için de HDP’ye oy verilebilir.
Elbet HDP’nin kendi destekleyicileri, seçmenleri, seçim çalışmaları olacaktır.
Ama HDP’li olmayıp da, hatta HDP’ye siyasi olarak zerrece sempati duymayıp da, diktatörün önünü kesmek veya savaşın tekrar başlamaması için, ya da sadece bu baraj adaletsizliğin protesto etmek ve barajı yıkmak için de HDP’nin yüzde on barajını aşması gerektiğini düşünen ve bunun için çalışmaya, girişimde bulunmaya hazır binlerce insan bulunmaktadır.
Bu insanların kendilerini örgütleyebilecekleri, en azından bir ağ (net) oluşturabilecekleri bir imkân bulunmamaktadır.
İşte bu düşünce ve kabullerden yola çıkarak iki hafta önce Balıkesir, Bursa, Ankara, İstanbul’dan birkaç grup, bu kritik ve dramatik durumda ne yapılabilir diyerek bir toplantı
Bu toplantıda, yukarıda sıralanan nedenlerle, sadece HDP’ye oy isteme; barajı aşmasını sağlama temelli, sadece bu kaygılarla bir araya gelecek; sadece bu seçim için HDP’ye oy verilmesi için çalışma yapmaya yönelik olarak HDP’ye Oy Ver Girişimi’ni kurmak için girişimde bulundular.
Bu girişim her şeyden önce birbirinden bağımsızca böyle düşünen kişi ve girişimlerin birbirileriyle haberleşme, kontak kurma, iş bölümü ve güç birliği yapmaları için HDP'ye Oy Ver isimli bir e-mail grubu oluşturdu.
Bu mail grubunun bütün yazışmaları tüm yurttaşlara açık olacak.
Elbet tartışma, haberleşmelere sadece grubun üyeleri katılabilecektir.
Mail grubuna bu amacı benimseyen herkes kolaylıkla üye olabilecektir.
*
Eğer girişimler veya bizzat grubun kendisi belli kararlar almak gibi bir durumla karşı karşıya kalırlarsa, bunu oylama değil, oydaşma yöntemiyle yapmayı önermektedirler. (Elbet her girişim, her grup kendi karar verebilir ama bu denenmiş en eski ve en yaygın ve de en uzlaşmacı ve demokratik yöntemdir.)
Oydaşmanın oylamadan farkı şöyle açıklanabilir.
Herkes tarafından en kabul edilebilir alternatifi bulmaya oydaşma denir.
Oydaşma en az reddedilenin kabulü biçiminde olur.
Oylar kabul değil ret üzerinden verilir ve her oyun belli bir ağırlık derecesi vardır.
Oydaşma yönteminde kabul ve retler; yazılı ve gizli biçimlerde tercihan on puanlık; açık ve sözlü kararlarda tercihan üç puanlık bir sistemle ifada edilebilir.
İki kolun havaya kaldırılması benim için kabul edilemez anlamına gelir. (İki (2) red puanıdır)
İki kolun göğüs hizasında çapraz tutulması, benim için olsa da olur olmasa da olur anlamına gelir (Bir (1) red puanıdır)
İki kolun aşağıya bırakılması benim için daha kabul edilebilirdir anlamına gelir. (Sıfır (0) red puanıdır)
Herkes tüm öneriler için oy verir. Ne kadar çok ve varyasyonlu öneri varsa doğru karar olasılığı o kadar artar.
Tüm öneriler içinde en az ret puanı olan alternatif seçilir.
Bu yöntem aslında insanlığın en eski çağlardan beri kendiliğinden uyguladığı en demokratik yöntemdir, ama tıpkı Molyer’in kahramanının yıllardır nesin konuşup nesir konuştuğunu bilmemesi gibi; bir ismi bile yoktur ve mekanizmaları pek incelenmemiştir.
Kısaca özetlediğimiz bu yöntem izlenerek, kolaylıkla ilk kez bir araya gelen girişimciler en kabul edilebilir alternatifleri bulup benimseyebilirler. Böylece daha verimli çalışılabilir.
*
Özetle HDP’ye hangi gerekçeyle olursa olsun oy verilmesini isteyen ve bunun için çalışmak, başkalarıyla iş ve güç birliği yapmak veya yapılanlar hakkında sadece bilgi edinmek ve izlemek isteyen herkes için bir irtibat ve buluşma noktası olarak sizleri HDP’ye Oy Ver grubuna üye olmaya çağırıyoruz.
Gruba ilişkin bilgiler aşağıdadır:
·         HDP'ye Oy ver grubu, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) yüzde on barajını aşması için çalışan girişimlerin koordinasyon ve haberleşmesi için kurulmuştur.
·         Gruba bu amacı benimseyen herkes üye olabilir.
·         Grubun üyeleri yazışma ve tartışmalara katılabilir.
·         Grubun bütün yazışma ve tartışmaları herkese açıktır.
·         Grubun yine grup tarafından seçilmiş birden fazla moderatörü vardır. Moderatörlerin görevi teknik düzenlemeler yapmaktır.
·         Bu gruba üye olmak için hdpye-oy-ver+subscribe@googlegroups.com adresine BOŞ bir e-posta gönderin
·         Bu grupta yayın paylaşmak için hdpye-oy-ver@googlegroups.com adresine e-posta gönderin
·         Bu gruptan çıkmak için hdpye-oy-ver+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin
·         Bu grubu https://groups.google.com/d/forum/hdpye-oy-ver adresinde ziyaret edebilirsiniz
HDP'ye Oy Ver! - Barajı Yık! - Diktatörü Durdur! - Barışı Sürdür!
*
Eğer yukarıdaki yöntemle üye olmayı başaramazsanız hdpye.oyver@gmail.com adresine bir e-mail yollarsanız grubun maderatörü sizi gruba üye yapar.
Facebook’ta da şu sayfaya giderek grubu izleyebilirsiniz.

Twitter Adresi:
·         Paylaşımlarda şu hastag kullanılabilir: #hdpyeoyver
Demir Küçükaydın

25 Mart 2015 Çarşamba

Hiç yorum yok:

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. ...